Şeyh Mustafa İzzî Efendi, kiracı olarak oturduğu evi ve çevresindeki araziyi satın alarak 1785’te tekkeyi kurmuş; 1787’de vakfiyesini düzenlemiştir.
Kuruluştan kısa süre sonra, muhtemelen 19. yüzyıl başlarında III. Selim döneminde genişletilerek yenilenmiştir.
II. Mahmud döneminde 1816 ve 1836’da iki kez yeniden inşa ettirilmiş; bu süreçte tevhidhâneye hünkâr mahfili eklenmiştir.
II. Abdülhamid, 1887’de cümle kapısı hariç binaları yeniden yaptırmıştır; bu yapılar tekkenin son postnişini Elif Efendi tarafından tasarlanmıştır.
1925’te tekkelerin kapatılmasından sonra tevhidhâne-türbe binası Vakıflar İdaresi mülkiyetine geçmiş; türbe kanadı zamanla çökmüştür.
1960’ların başında tevhidhâne Vakıflar tarafından tamir ettirilmiş; 1979’da çatısı elden geçirilmiştir.
Hasîrîzâde ailesinin mülkü olan harem-selâmlık bölümü 1983’te, içindeki hat levhaları, tarikat eşyası ve kitaplarla birlikte yanarak ortadan kalkmıştır.
Öne Çıkan Özellikleri:
Tekke, “Hasırcızâde Tekkesi” adıyla da anılır.
Tekkenin meşihatı sonuna kadar Sa‘diyye tarikatına bağlı kalmış ve bâninin neslinden gelen Hasîrîzâdeler tarafından yürütülmüştür.
Tekkenin cümle kapısı kesme küfeki taşıyla örülüdür; Ampir üslûbundaki kapıda II. Mahmud tuğrası ve 1836–1837 tarihli manzum kitâbe yer alır.
Tekkenin tarihinde Mevleviyye ile yakınlık ve tekkede Mesnevî eğitiminin, ikinci postnişin Şeyh Süleyman Sıdkı Efendi döneminde başladığı kaydedilir.