1757-58’de (Hicri 1171) tekke, ilk postnişin Şeyh Seyyid Hacı Abdullah Efendi tarafından Nakşibendiyye tarikatına vakfedilmiş; mescid-tevhidhâneye minber konmuştur.
1757-1774 döneminde tekke, postnişin Semerkantlı Şeyh Seyyid Abdülekber Efendi tarafından genişletilmiştir.
1844’te Sultan Abdülmecid, tekkeyi bugünkü şekliyle yeniden inşa ettirmiştir.
1849’da su haznesiyle birlikte bir çeşme yaptırılmış; 1872’de bu birimler tamir edilmiştir.
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında tekkeye sığınanlar için arazinin kuzeyinde ahşap odalar yapılmış; bu odalar 1950’lerde kaldırılmıştır.
1893’te II. Abdülhamid devrinde yapıda bir onarım daha yapılmıştır.
1925’te tekkelerin kapatılmasından sonra selâmlık, harem ve derviş hücrelerinde ikamet sürmüş; mübarek gün ve gecelerde zikir meclisleri ile sohbet toplantıları düzenlenmiştir.
1971’den sonra bakımsızlıkla yıpranan yapı, 1983-1994 arasında onarım görmüştür.
Öne Çıkan Özellikleri:
El-Hac Hoca Tekkesi, Hacı Hoca Tekkesi ve Kalenderhâne adlarıyla da anılmıştır.
Tekke, Sultantepe’de Orta Asya’dan gelen seyyah dervişlerin barınması için kurulmuş Nakşibendî tekkesidir.
Nakşibendiyye içinde Yesevî izleri taşıyan ve cehrî zikri benimseyen bir kol ile ilişkilendirilmiştir.
Yapı, özgün mimarisi ve mefruşatıyla korunmuş; selâmlık bölümünde şeyh ailesi mensuplarının yaşadığı belirtilmiştir.
Tekke, Kurtuluş Savaşı döneminde Kuvâ-yi Milliye mensuplarından yaralananlar için bir süre hastahane olarak kullanılmış; Anadolu’ya geçişte ilk duraklardan biri olmuştur.