Yapımından Sonraki Değişiklikler
Cami, tekke, tevhidhane, sebil gibi bölümlerden oluşan Bâlâ Süleyman Ağa Külliyesi, 1453-1457 yılları arasında inşa edilmiştir.
Zamanla harap olan külliye, 1862'de Osmanlı sarayında görevli Sazkâr Kalfa tarafından daha geniş kapsamlı olarak yeniden inşa edilmiştir; cami-tevhidhane de bu tarihte kubbeli olarak yapılmıştır.
1894 yılındaki büyük İstanbul depreminde hasar gören cami, türbe ve tekke binaları, Sultan Abdülmecid'in eşi Perestû Kadınefendi tarafından yeniden yaptırılmıştır.
1925'te tekkelerin kapatılmasından sonra bazı yapılar zamanla harap olmuştur.
1950 ve 1973 yıllarındaki restorasyonlarla cami yeniden ibadete açılmıştır.
Son olarak, 2023'te Fatih Belediyesi tarafından geniş kapsamlı bir restorasyondan geçirilerek günümüzdeki halini almıştır.
Öne Çıkan Özellikler
Sekizgen planlı, kubbeli ve ampir üslubunda yapılmış olan caminin giriş kapısında taş kemerli, iki kanatlı ahşap bir kapı bulunmaktadır. Kapı üstünde Hicri 1279 (Miladi 1862) tarihli, yeşil zemin üzerine altın sarısı yazılı bir kitabe mevcuttur. Yapının çatısı geniş ve dikkat çekici bir estetikle kaldırımın üzerine kadar uzanmaktadır.
Kapının iki yanında uzun, zarif pencereler; çatının altında tek sıra hüsn-i hat ve Besmele ile başlayan Ayet-el Kürsi yazıları bulunmaktadır. Minarenin olduğu tarafta caminin estetik detayları göze çarpmaktadır.
İç mekânda pencereler ve mihrap ince işçilikle süslenmiştir. İçeride Sultan II. Abdülhamid'in hat hocası Hasan Rıza Efendi’nin büyük boy hilyesi ve Sancak-ı Şerif bulunmaktadır.
İlk yapının banisi olan ve İstanbul'u fetheden orduda (Ni'me'l-Ceyş) topçubaşılık görevinde bulunan Bâlâ Süleyman Ağa'nın kabri külliyenin bahçesinde bulunmaktadır.
Osmanlı'nın farklı dönemlerinde sarayın en güçlü kadınlarından Sazkâr Kalfa, Adile Sultan ve Perestû Kadınefendi gibi isimler bu tarihi yapıyı ihya etmek için adeta birbiriyle yarışmıştır.

