Adem Bey

Profil özeti

Doğumu / ÖlümüBilinmiyor / 1910
SıfatıÂbidin Paşa ailesi damadı
Hazire Numarası274
Sesli dinle
-0:00

Öne Çıkan Özellikler

  • Doğum tarihi tespit edilemeyen Âdem Bey, Arnavut asıllı bir aileye mensup olup Adana Merkez Reji Başmüdürlüğü’nde nâzır olarak görev yapmıştır. Reji İdaresi, Osmanlı Devleti’nde tütün gelirlerinin idaresi ve denetimiyle ilgili yarı resmî bir yapıydı; Adana gibi tütün üretimi ve ticareti bakımından önemli bölgelerde geniş bir idarî ve denetleyici teşkilata sahipti.

  • Âdem Bey’in Adana’daki görevi 1880’lerin sonlarından 1890’ların ikinci yarısına kadar takip edilebilmektedir. Görevindeki başarısı sebebiyle taltif edilmiş, eşi Cebire Hanım da askerî ihtiyaçlar için yaptığı yardımlar dolayısıyla ikinci rütbeden Şefkat Nişanı’na lâyık görülmüştür.

  • Âdem Bey, son dönem Osmanlı devlet adamlarından Âbidin Paşa’nın damadıdır. Prevezeli Âbidin Paşa; Adana, Sivas, Ankara, Selanik ve Cezâyir-i Bahr-i Sefîd valiliklerinde bulunmuş, kısa süre Hariciye Nâzırlığı yapmış ve Mesnevî tercüme ve şerhiyle de tanınmış önemli bir devlet adamıdır. Âdem Bey’in Âbidin Paşa ile hısımlık bağı, mezar taşında özellikle vurgulanacak kadar belirleyici görülmüştür.

  • Âdem Bey’in ailesi, daha sonraki yıllarda da Âbidin Paşa çevresiyle anılmıştır. 1930 tarihli bir mevlid ilanında, Âbidin Paşa’nın torunu ve Âdem Bey’in kızı Feriha Hanım’dan söz edilir. İlanda sözü geçen Feriha Hanım, Recaizâde Mahmud Ekrem’in oğlu yazar Ercümend Ekrem Talû’nun eşidir.

  • Âdem Bey, ardında eşi ve kızlarını bırakarak 5 Teşrinisani 1326’da (Miladî 18 Kasım 1910) vefat etmiş ve Fatih Camii Haziresi’ne defnedilmiştir.

Kitabe

O, yaratandır, ebedidir. Beyefendi bu benzersiz kişi Âbidin Paşa'nın muhterem eniştesi. Edeb ve namus abidesiydi. Doğruluk ve vefa hem huyu hem mesleğiydi. Güzel ahlakı, lütuf ve hareket tarzı ona seçkin bir mevki verirdi. Parlak, nur yüzünü her gören derdi ki: "Ne kadar da sevimli bir sima!" Düzgün, uzun boylu, dağ gibi vücutlu iken ne yazık ki ecelin elinde güçsüz, zayıf düşüp yokluk toprağına vücudunu teslim etti. Ne hüzünlüdür ki hassas kalbi ona ecel kuşu oldu. Yokluğu sevenlerini yaktı. Kalbimiz işte hala sızlıyor. Hanımı, kızları, akrabaları hep sonsuza kadar ağlayıp dursalar bunlara sevabını verip onu da cennetine dahil eyleye Mevla. 18 Kasım 1910.

Ruhuna el-Fâtiha.