Ahmed Cevdet Paşa

Profil özeti

Doğumu / Ölümü1822 / 1895
GöreviVezir / Tarihçi / Hukukçu / Yazar / Dilbilimci / Şair
SıfatıMecelle'yi yazmasıyla bilinen Osmanlı devlet adamı
Hazire numarası62
Sesli dinle
--:--

Öne Çıkan Özellikler

  • 1822 yılında Lofça’da doğan Ahmed Cevdet Paşa, Lofça eşrafından Yularkıran Ahmed Ağazâde ailesine mensuptur. 1839’da İstanbul’a gelmiş; medrese tahsilinin yanında edebiyat, mantık, hikmet ve riyaziye ile meşgul olmuştur. “Cevdet” mahlası, İstanbul’daki tahsili sırasında şair Süleyman Fehim Efendi tarafından verilmiştir.
  • İlmiye mesleğine kadılık yolundan giren Ahmed Cevdet Paşa, kısa sürede medrese çevresinin dikkat çeken isimlerinden biri hâline gelmiştir. Genç yaşta Meclis-i Maârif-i Umûmiyye azalığı ve Dârülmuallimîn müdürlüğü gibi görevlere getirilmiş; 1855’te vak‘anüvis tayin edilerek Osmanlı tarihini kaleme almaya başlamıştır. Târîh-i Cevdet, Tezâkir ve Ma‘rûzât, onun hem tarihçi hem de devrini içeriden okuyan bir devlet adamı olarak bıraktığı en önemli eserlerdendir.
  • Ahmed Cevdet Paşa yalnızca hukuk ve tarih alanında değil, devlet idaresinde de Tanzimat devrinin en etkili isimlerinden biri olmuştur. İşkodra, Bosna ve Kozan’daki olağanüstü ıslahat görevlerinden sonra vezirlik rütbesine yükselmiş; Halep valiliği ile Adliye, Maarif, Dahiliye, Evkaf ve Ticaret nazırlıklarında bulunmuştur.
  • Cevdet Paşa’nın hayatındaki en belirleyici hizmetlerden biri, Hanefî fıkhına dayalı bir medeni hukuk metni olan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’nin hazırlanmasıdır. Mecelle Cemiyeti’nin reisliğini yürütmüş; böylece klasik fıkıh birikiminin modern Osmanlı mahkemelerinde uygulanabilecek sistemli bir hukuk metnine dönüşmesinde başrol oynamıştır. Adliye nazırlığı döneminde nizamiye mahkemeleri ve yeni hukuk düzenlemeleri üzerinde de çalışmıştır.
  • Osmanlı modernleşmesinin en önemli eserlerinden biri ve İslam dünyasının ilk ve en önemli medeni kanunu olan Mecelle, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra da önemini korumuş; Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında, Suriye'de 1949, Kıbrıs'ta 1960'lar, Filistin'de ise 1984 yılına kadar yürürlükte olmayı sürdürmüştür.
  • Osmanlı Türkçesi'nin gramerinin işlendiği ilk eserlerden biri olan Kavâid-i Osmaniye'nin de yazarı olan Ahmed Cevdet Paşa, birinci derece Osmânî ve Mecîdî nişanlarıyla taltif edilmiştir.
  • Paşa’nın aile hayatı da son dönem Osmanlı düşünce ve edebiyat tarihi için ayrı bir önem taşır. Kızları Fatma Aliye Hanım ve Emine Semiye Hanım, aldıkları eğitim ve yazı hayatlarıyla Osmanlı kadın düşüncesinin öncü isimleri arasında yer almıştır. Fatma Aliye, babasının hayatını ve devrini anlatan Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı adlı eseri kaleme almış; Emine Semiye ise eğitimci, gazeteci ve yazar kimliğiyle kadın hareketinin erken temsilcilerinden biri olmuştur.
  • Kızı Fatma Aliye’nin aktardığına göre Cevdet Paşa, medrese öğrencisiyken sert kış şartlarında Lofça’dan beklediği para ulaşmayınca büyük sıkıntı çekmiş; tesadüfen babasının bir dostundan aldığı altı liralık yardımı ömrü boyunca unutmamıştır. Daha sonra medrese talebelerine yardım etmeyi alışkanlık hâline getirmesi, onun kendi tahsil hayatındaki bu zorlu hatırayla birlikte anılır.
  • Kısa bir hastalıktan sonra 1 Zilhicce 1312’de (Miladî 26 Mayıs 1895 Pazar) Bebek’teki yalısında vefat eden Ahmed Cevdet Paşa, Fatih Camii Haziresi’ne defnedilmiştir.

Kitabe

O, ebedidir. Asrımızın İbn-i Kemal'i idi. Yazık ki hayatı terk etti. Edip idi, hayli eser bıraktı. kendisini her yönüyle süsledi. Allah (ona) rızasını gösterdi. (O da) Allah diyerek cennete gitti. Tarihi yazan kalem kırılsın: "Ahmed Cevdet Paşa vefat eyledi." 26 Mayıs 1895 Pazar günü.

Şu nurla aydınlanmış kabrini affedilme mekanı haline getiren Ahmed Cevdet Paşa, Lofça'nın tanınmış ailelerinden Yularkıran Ahmed Ağa oğlu, Vehbi Efendi oğlu, Ahmed Ağa oğlu, Hacı Ali Efendi oğlu, Hacı İsmail Ağa'nın oğludur. 1822 senesinde Lofça'da doğmuş ve 1834'de İstanbul'a gelerek dini ilimler ve yüksek ilimlerden, felsefen, matematikten diploma almıştır. 1844'te imtihanla hakimliğe ve adım adım Rumeli Kadıaskerliği rütbesine yükselmiştir. 1866'da rütbesi vezirlikle değiştirilerek çeşitli valiliklerde ve tekrar tekrar Adalet, Milli Eğitim ve İçişleri, Vakıflar ve Ticaret Bakanlığı'nda ve daha nice görevlerde bulunmuştur. Osmanlı Devleti'nin kanununlarının birçoğunun hazırlanmasında kalemi ve düşüncesiyle katkıda bulunduğu gibi Mecelle için kurulan komisyona başkanlık etmiştir. Ayrıca Arapça, Farsça ve Türkçe pek çok ilmi, edebi ve siyasi eser yanında mükemmel bir tarih kitabı ve Osmanlı Türkçesi'nin gramerini yazmıştır. İşkodra, Bosna ve Kazan'da önemli görevler yapmıştır. Pek çok madalya ile taltif edilmiştir. Hukukçu, edip, şair, tarihçi ve aynı zamanda güzel ahlak sahibi bir vezirdi. Gece gündüz dini ve devleti için son nefesine kadar çalışarak ve son nefesini Kelime-i Tevhid ile süsleyerek, 1895 tarihinde Rabbine yönelerek, adı sonsuza kadar yaşamak üzere iğreti fani hayatı terk etmiştir.

Ruhuna el-Fâtiha.