Tekke, Nakşibendiyye’ye bağlı faaliyete başlamış; 17. yüzyıl ortalarında Kādiriyye’ye bağlanmış, 18. yüzyıl sonlarında tekrar Nakşibendiyye’ye intikal etmiş ve 19. yüzyılda bu iki tarikat arasında birden fazla kez el değiştirmiştir.
Mescid-tevhidhane, 19. yüzyılın ikinci yarısında yenilenmiş; duvarları tuğla ile örülmüş ve üstü ahşap çatıyla örtülmüştür.
1925’te tekke ve zâviyelerin kapatılmasından sonra yapı kendi hâline terkedilmiş; mescid-tevhidhane 1933’te belediye tarafından yıktırılmıştır.
1933 sonrasında kalan ahşap yapılar, yakın tarihe kadar barınma amacıyla kullanılmıştır.
1982 tespitinde, Horhor Caddesi üzerindeki basit avlu kapısı, mescid-tevhidhane duvar kalıntıları ve iki adet ahşap yapı (selamlık/hücreler ile harem dairesi olarak değerlendirilen birimler) kayda geçirilmiştir.
Öne Çıkan Özellikleri:
Horhor Tekkesi adıyla da anılır; “Hindular Tekkesi” adı da kullanım görmüştür.
Tekke, Horhor çeşmelerinin yanında yer almış ve semtin kimliğini belirleyen yapılar arasında sayılmıştır.
Tekke, Hâce İshak Buhârî-i Hindî’nin arzusu üzerine Fâtih Sultan Mehmed tarafından kurulmuş ve giderleri padişahın vakfından karşılanmıştır.
Mescid-tevhidhane yaklaşık 9,00 × 9,00 m ölçülerinde kare planlıdır; mihrap, kıble doğrultusunu yakalamak için duvara verev yerleştirilmiş biçimiyle tanımlanmıştır.
Tekke, Hindistan’dan gelen seyyah ve dervişleri barındıran bir merkez olmuş; aynı zamanda Osmanlı başşehrindeki Osmanlı-Hint ilişkilerinde önemli bir odak noktası olarak değerlendirilmiştir.