Mescid, kitabe/mezar taşı metninde yer alan H. 911 / 1505 tarihine işaret eden kayıtla birlikte, erken 16. yüzyıla tarihlenen bir yapı olarak anılır.
Mescidin ilk kurulduğu çevre dokusu zamanla değişmiş; daha sonraki dönemde inşa edilen han yapısının mescidi çevrelemesi sonucunda ibadet mekânı han avlusu içinde kalmıştır.
Hanın zaman içindeki onarım ve dönüşümleri, mescidin kamusal görünürlüğünü azaltmış; yapı, bir dönem amacı dışında kullanımlara da konu olabilecek şekilde çevresel baskı altında kalmıştır.
Yakın dönem tespitlerinde mescidin kapalı olduğu belirtilir.
Mescidin geçirdiği onarımlara dair tarihli ve ayrıntılı müdahale kayıtları sınırlıdır.
Öne Çıkan Özellikleri:
Mescidin bir han avlusunda yer alması, onu klasik “mahalle arası mescit” tipinden ayırır; ibadet mekânı ile ticaret/han kullanımı aynı avluda yan yana var olur.
Yapıya birkaç basamakla çıkılması, avlu kotu ile ibadet mekânı arasındaki ilişkiyi belirginleştiren mekânsal bir ayrıntıdır.
Aynı avluda bulunan ve banisiyle ilişkilendirilen kabir, mescide “ibadet + ziyaret/hatırlama” katmanı kazandırır; kabir üzerindeki tarih ve kimlik bilgisi, yapının belleğini doğrudan taşıyan unsurlardandır.
Avluda yer alan çeşme ve kitabeli su yapıları, mescidin yalnız ibadet değil, aynı zamanda günlük hayatın su/abdest ihtiyacını karşılayan küçük bir külliye mantığıyla algılanmasına imkân verir.
“İmam Hanı”, “Camili Han” ve “Ahi Durmuş Baba” adlarının birlikte dolaşımda olması, yapının kent hafızasında çok adla yaşayan ve farklı bağlamlarda anılan bir ibadet mekânı olduğunu gösterir.