Yapımından Sonraki Değişiklikler
Sultan IV. Murad dönemi sadrazamı Bayram Paşa, mescid olarak inşa edilen yapıya minber ekleyerek camiye dönüştürmüştür.
17. yüzyıl ortasında Nakşibendî tarikatının önemli temsilcilerinden Karakızzade Şehrî Ali Efendi kendi imkanlarıyla camiyi baştan aşağı yeniletmiş, caminin giderlerinin karşılanması için "Akçe Vakfı" isimli bir vakıf kurup, sonraki yüzyıllarda da ayakta kalmasını sağlamıştır.
1918'deki büyük Fatih yangınında tamamen yanarak harabeye dönmüştür.
1963'te Vakıflar Genel Müdürlüğü ve hayırsever halkın yardımlarıyla kagir bir şekilde ihya edilmiştir.
2013'te kapsamlı restorasyon ile hazire, şadırvan ve günümüzde Kur'an eğitimi için kullanılan hizmet birimleri eklenmiştir.
Öne Çıkan Özellikler
Pirinççi Mescidi olarak da bilinir.
Cami kagir olup, tavanı beton ve çatısı kiremitle kaplıdır.
Minaresi tek şerefeli olup, 4 sıra tuğla ve bir sıra taş örgülü yuvarlak gövdeli olarak inşa edilmiştir.
Mihrap önündeki haziresinde, banisi Pirinççi Hacı Sinan Ağa, Kadı Ali Efendi, İşkenceci Hamza Bali Çelebi ve Halvetiye Tarikatı’na mensup Şeyh-i Yazdan ve Şeyh Süleyman Efendi medfundur.
Dört katlı meşrutası caminin ön kısmında yer almakta olup, üst kat kız Kur’an kursu olarak kullanılmakta, diğer katlar ise cami görevlileri tarafından meşruta olarak değerlendirilmektedir.
1504 yılında vefat eden Pirinççi Hacı Sinan Ağa, ordu ve sarayın pirinç tedariğinden sorumluydu. Madeni Pirinççibaşı olarak da bilinen Sinan Ağa, Fatih Camii'nin inşa sürecinde mali ve idari işlerden sorumlu yöneticilik de yapmıştır.

