Yapı, 17. yüzyıl ortalarında medrese olarak tesis edilmiş; 1715’te Şeyh Murad Buhârî adına tekkeye çevrilmiştir.
Şeyh Murad Buhârî’nin 1720’deki vefatından sonra, medresenin mescid-dershane mekânına defnedilmesiyle bu bölüm türbe işlevi kazanmıştır.
Medresenin tekkeye çevrilmesinden sonra harem ve selâmlık daireleri eklenmiş; bazı talebe hücreleri kahve ocağı ve yemekhane gibi işlevlere ayrılmış, bazıları derviş hücresi olarak kullanılmıştır.
1730’da tekke için şadırvan ve çeşme yaptırılmıştır.
21 Kasım 1752 tarihli kayıt, mescid-tevhidhane bölümüne minber konularak camiye çevrildiğini göstermektedir.
20. yüzyılda yapıların bir bölümü harap olmaya başlamış; 1977’de harem ve selâmlık kısımları tahrip edilmiştir.
Tekkenin şeyhlerine meşruta olan üç katlı ahşap konak 1983’te yıktırılmış; alanı top sahasına dönüştürülmüştür.
1990’lı yıllarda tevhidhane, medrese hücreleri ve türbe restore edilmiştir; taş bina bir süre talebe yurdu olarak kullanılmıştır.
2014’te tekkenin bütününü kapsayan restorasyon çalışması başlatılmıştır.
Öne Çıkan Özellikleri:
Murad-ı Münzevî Tekkesi ve Şeyh Murad-ı Buhârî Tekkesi adlarıyla da anılır.
Tekke, Nakşibendîliğin Müceddidî kolunun İstanbul’daki erken merkezlerinden biridir.
Arsanın güneydoğu köşesindeki bağımsız mescid-tevhidhane, türbe-mekânıyla ilişkili kurgusuyla yapı topluluğunun ayırt edici unsurudur.
Tekkeye 18. yüzyıl ortalarında Kuşluk Hamamı ilhak edilmiştir.
Hazire, Şeyh Murad Buhârî’nin kabriyle birlikte tekkenin kimliğini belirleyen temel unsurlardan biridir.