Kuruluş, Nûman Dede’nin Üsküdar’daki evini tadil etmesi ve buna bir semâhâne eklemesiyle gerçekleşmiştir.
II. Mahmud devrinde 1834-35’te (Hicri 1250) yapı yeni baştan inşa ettirilmiştir.
Abdülmecid döneminde 1844, 1845 ve 1851’de onarım yapılmış ve bazı eksikler tamamlanmıştır.
1872’de Kaptanıderyâ Ahmed Vesim Paşa tarafından yapı bugünkü ana düzeniyle ihya edilmiştir.
Son postnişin Ahmed Remzi (Akyürek) Dedeefendi 1919’da yapıyı tamir ettirmiştir.
1925’te tekke ve zâviyelerin kapatılmasından sonra yapı uzun süre harap ve terk edilmiş durumda kalmıştır; 1975’te aslına uygun bir restorasyonla yeniden onarılmıştır.
Yapı günümüzde kültür ve sanat faaliyetleri için kullanılmaktadır.
Öne Çıkan Özellikleri:
İmrahor Tekkesi ve Numan Bey Mevlevîhânesi adlarıyla da anılmıştır.
Mevlevîhâne, taşradan İstanbul’a gelen ve İstanbul’dan Anadolu’ya geçen dervişlerin konaklaması için tasarlanmış bir yapı olarak tanımlanmıştır.
Yapılar topluluğu semâhâne-türbe, selâmlık-mutfak, dedegân hücreleri ve harem dairelerinden oluşan bir yerleşim düzeniyle tarif edilmiştir.
Semâhâne iki katlıdır; alt kat türbe, üst kat mescid olarak düzenlenmiştir.
Bahçe düzeninde havuz ve şadırvan unsurları yer alır; şadırvanın 1975’te eklendiği belirtilmiştir.