1899’da medrese kubbesinin kurşun örtüsünde hasar tespit edilmiş; tamiri için karar alınmıştır.
1960 yılında onarım gördüğü kaydedilmiştir.
Dershane kapısı kemeri üzerine 1397 (1977) tarihli bir kitabe konulmuş; bu kitabe medresenin bir dönem yurt olarak kullanıldığını belirtmiştir .
Öne Çıkan Özellikleri:
Atik Valide Medresesi ve Eski Valide Medresesi adlarıyla da anılır.
Toptaşı Camii’nin kuzeyinde ve şadırvan avlusunun önünde yer alır; cami avlusu daha üst kotta kaldığı için medrese avlusuna 19 basamaklı taş merdivenle inilir.
Merdivenin üzerinde kubbeli küçük bir oda bulunur; bu odada Şeyh Abdülkadir Efendi’nin bir dönem oturduğu belirtilir.
Dışarıya açılan birden fazla kapısı vardır; ayrıca bu kapıların üzerinde kitabe bulunmadığı kaydedilmiştir.
Avlunun ortasında mermer bir şadırvan ve cami avlu duvarına yakın bir yerde kuyu bulunduğu belirtilir.
Avlunun üç tarafına sıralanan odaların önünde kubbeli bir revak vardır; revakı 17 mermer sütun taşır.
Revak birimleri toplam 19 birim olarak verilir; hücre sayısı toplam 18, dershane ise avlunun orta aksında ayrı bir kütle olarak tanımlanır.
Hücreler üç pencereyle aydınlanır; hücrelerde ocak ve dolap nişleri bulunduğu kaydedilmiştir.
Kare planlı dershanenin altından Valide Kethüdası Sokağı’nın geçtiği belirtilir; dershaneye iki taraftan merdivenle çıkılır.
Medresenin XVI. yüzyıl sonlarında İstanbul’un önde gelen medreseleri arasında sayıldığı; medresede ilmî toplantıların (dersiam) düzenlendiği ve Nurbânû Sultan’ın medrese için kıymetli bir kitap koleksiyonu bağışladığı belirtilir.